GERÇEK TÜRKLER

1881 doğumlu Amerikalı yazar Stanwood Cobb, Harvard üniversitesinde felsefe ve din eğitimi almış ve daha sonra Türkiye’ye gelerek İstanbul Robert Kolejinde üç yıl çalışmıştır. 1914 yılında basılan gerçek Türkler adlı  kitabında Türkiye’deki gözlemlerini ve tecrübelerini anlatan yazar, 1919 da Amerika’ya dönerek Amerikalıların Türklere ve İslamiyete sempati ile bakmasını amaçlamıştır. Yazarın daha sonra başkanı olacağı İlerici Eğitim Birliğini ve Washington Yazarlar kulübünü kurduğu bilinmektedir.

Adına bakılarak her ne kadar sadece Türkleri anlatıyor gibi anlaşılsa da genel olarak Gerçek Türkler kitabının, Türkiye ile birlikte İran, Suriye, Çin, Hindistan, Japonya gibi bir çok doğu ırkından söz ettiği görülmektedir.

Cobb kitabında 1914 ve önceki yıllara ait gözlemlerini aktarmıştır. O döneme ait bazı durumların günümüzde farklılaştığı söylenebilir. Türklerin öğle yemeğinde sadece soğan ve ekmek ile karnını doyurması, kuşlar gibi erken uyanıp  erken uyuduklarına dair bilgi, öğle yemeğinden sonra şekerleme yaptıkları ( bu anlayış İslamiyetteki kaylule uykusu ile örtüşmekte olup günümüzde çok yaygın uygulanmamaktadır.).

Kitabın başlangıcında doğu insanın karakteri ile içinde yaşadığı coğrafyanın iklimini ele alan yazar, karakter ile iklim arasında sıkı bir ilişki kurmaktadır. Bu yönüyle yazar, sıcak iklim insanını genel olarak tembel, kibar ve cinsel yönü yozlaşmış biçimde nitelendirirken buna karşın yüksek rakımda yaşayan insanları ise soğuk, dinç ve ruhsal doğaları baskın olarak nitelendirmektedir. Yazar Amerikalıların asabiyetini, Hinduların karamsarlığını, ingilizlerin dinç ve soğuk kanlı mizaçlarını da iklime bağlamaktadır. Özelde ise İran’ı ele alan yazar önceden daha dürüst olan iranlıların ise iklimlerindeki dalgalanmaya bağlı olarak yozlaştığını ve dürüstlükten dem vurduğunu düşünmektedir.

Bir doğulunun yavaşlığına ve sakinliğine sinirlenip de kahrından ölen bir batılının mezar taşında şöyle yazdığını ifade etmektedir: ‘’Burada doğuluya acele ettirmeye çalışan bir ahmak yatmaktadır.’’

Her ulusun beslenme biçiminin de iklimine göre şekillendiğini ele alan yazar, bir Amerikalının zamanı darsa öğle yemeğini yumurtalı bir milkshake ile geçiştirebileceğini, Türkiye’de ise bunun imkansız olduğunu, bunun ‘’tükenmişlik’’ ya da ‘’gevşeklik’’ sebebi olacağı için tercih edilmediğini savunmaktadır.

Yazarın, doğuluların kuşlar gibi güneşle birlikte kalkıp güneş batınca uyuduğunu, ‘’yarının işini asla bu günden yapma’’ düşüncesinin hakim olduğunu ifade ederek zaman zaman aşırı genellemelere  gittiğini görmek mümkündür.

Yazar, ağırlıklı olarak kitabın ilk bölümlerinde, genel olarak ise tamamında Türklerin ve Doğu insanının Batılılar gibi dünyevi kaygılar içinde ve stresle yaşamadığını, aksine gayet rahat bir psikolojik ruh hali taşıdığını ifade etmektedir. Doğulu insanın yaşadığı bu rahatlığı, iklim, kültür, dini yaşantıların etkisinde bulunma gibi bir takım değişkenlere bağlayan yazar, doğuda her şeyin akışına bırakılması yönünde bir eğilim olduğunu, doğuyu yönlendirmenin mümkün olmadığını, çünkü onların tüm yaşam tarzının mücadele ve sürekli çabalamaya değil, en az direnç hattını bulmaya dayanmaktadır.

Yazar doğuda açık ve kesin düşünmenin insana zor geldiğini, hayalci ve kuramsal düşüncenin bu insanlara daha keyifli geldiğini, matematiksel düşüncenin bir doğulu için ağır bir yük olduğunu düşünmekte ve doğuluların matematik ve müsbet bilimlerde bu kadar kötü olmalarının nedenini de bu duruma bağlamaktadır.

Cobb, Türkiye’de edindiği tecrübe ile Doğu hakkında bir takım genellemelere varmıştır:

  1. Eğer bir işi başkasına yaptırmak istiyorsanız, o kişiye bu işi birkaç kez hatırlatmak zorundasınız
  2. Doğudaki genel slogan ‘’yarını işini asla bu günden yapma’’ biçimindedir.
  3. Türkler bir mucize eseri iyi bir yol inşa ettiklerinde, yolun tamamlanmasını Allah’a bırakırlar; onu iyi bir durumda tutmak gibi bir şey kavrayışlarının ötesindedir…. (?!)
  4. Doğuda mistik olmak, Batıda pratik olmak kadar kolaydır.
  5. Doğu dışında hiçbir yerde hissedilmeyen özel bir his: ‘’Keyif’’ (?!)
  6. Boş zaman Amerika’da günah, doğuda ise erdemdir(Yorum: Bu durum aşırı genelleme bir örnektir. Rahata düşkünlük, keyif hali ve buna bağlı olarak kilo/obezite durumlarına şu anda Amerika’da fazla rastlandığı düşünülebilir).
  7. Doğuda geçirilen birkaç yıl, huzursuz ve sinirli alışkanlıkları sakinliğe ve dengeye dönüştürecektir. Burada endişe sona erer, arzu ortadan kaybolur, ‘’aldırma, önemli değil, idare ederim.’’ türünden düşünceler hakimdir.
  8. Bir New Englandlı’nın en büyük keyif kaynağı işi iken, doğuda kimse işine keyifle gitmez.
  9. Doğuda sorumluluk insana ağır gelir. ‘Neden yaşadığımız anı yapılması gereken herhangi bir şeyin düşüncesiyle mahvedelim, neden bu günün mükemmel güzellğini bozalım?’ düşüncesi hakimdir.

Yazar tüm bunlara rağmen iç yaşamın neşelerinin tarif edilmesi gerektiğinde doğunun büyüleyici bir etkiye sahip olduğunu ifade etmiş, hatta okuyuculara bu dünyadaki cennetin ne olduğunu öğrenmek için Mayıs ayında İstanbul’u ve Boğazı görmeye gitmeleri gerektiğini tavsiye etmiştir.

Türkler hala ortaçağa aittir…

Türklerin birbiriyle çelişen iki durumu: Bir Türk iyi kalpli sevecen ve çekici olabildiği kadar