1900’lü yılların başlarında Grigory Petrov tarafından kaleme alınan ve 1930’dan önce Türkçe’ye çevirilen bu kitap, Atatürk tarafından okunması önemle tavsiye edilen kitaplar arasında yer almaktadır. Kitap kendi bünyesinde, gelişmekte olan toplumlar için önemli birtakım dersleri içermektedir. Kitapta gelişmenin ve ilerlemenin önünde çeşitli kültürel engebelere sahip olan toplumların, istedikleri takdirde bu engebeler ile mücadele edebileceklerini ve akışı değiştirebileceklerini “gerçek örnekler” ile dile getirilmektedir. Diğer bir ifadeyle kitapta hastalıklı birtakım kültürel özelliklere sahip toplumlar için, toplumu oluşturan bireylerin etkin bir mücadelesi ile bu hastalıklarından kurtulmalarının reçeteleri sunulmuştur. Buna ek olarak, kültürel yenilenme için eğitimin bir platform olduğu ve öğretmenlerin de bu platformun önemli birer aktörü olduğu ifade edilmiştir.

Günümüzde en çok eğitim sisteminin tüm dünyaya örnek olması ile gündeme gelen Finlandiya, aslında yakın tarihte bir taraftan çevresinde bulunan bazı ülkelerin ikinci sınıf muamelelerine maruz kalmakta, diğer taraftan bozuk denilebilecek birtakım toplumsal özellikler gösterdiğinden kendi içinde sancılar çekmekteydi. Ardından değişime inanan bazı aktivistleri ve öğretmenleri sayesinde, önemli bir kültürel yenilenme hareketi başladı.

Evet, bizim de toplum olarak bazı kültürel açmazlarımızı yeniden gözden geçirebileceğimizi düşünüyorum. Aslında biz de değişebiliriz ve/veya değiştirebiliriz bazı sorunlu alışkanlıklarımızı. Yeter ki değişime inanıp bunun için gereken ne varsa yapmaktan çekinmeyelim. Bu konuda özellikle eğitimcilere, aydınlara, yazarlara, toplumsal tüm öncülere ve öğretmenlere önemli roller düşüyor…